HÜRSES

BÜYÜK ACILAR DİLSİZ

İYİLİK AŞİKARDIR*

Bundan uzun yıllar önce Arkadaşım Suat Hanım ‘ın Batıkent’teki evine ilk kez gittiğim bir gün kapıdan girer girmez , kendini duvarda acıyla belli eden bir tablo karşıladı beni.

Elbette arkadışımın sevgi dolu karşılamasından sonra . Hal hatır sormayı unutup da sordum .Kimin bu eser? Tuncay Betil ! aa tanımıyor musun ? deyiverdi Suat Hanımcım.

Bu yanıtın anlamı  şudur : Hayatında bir kez Tuncay Betil tablosu gören biri onu hiç unutamaz ve sanıyorum bütün resimlerini tanır. Suat bana demek istiyordu ki o ana kadar Tuncay Betil’i tanımak konusunda nasıl aciz kalmış olabilirim. İşte o gün arkadaşımın kulağıma fısıldadığı öyküsüyle birlikte keşfettim Tuncay Betil’imizi . Ama keşfettiğim anda o çoktan göçüp gitmişti. Hüznün öyküsünü  bir okul defterindeki pastel resimlere bırakarak. O gün Suat Hanımın anlattığı öykü insan dilinin tarife mazhar olamayacağı kadar zor bir öyküydü. Ama o ,yumuşak kalbi ve insancıl sözcükleriyle bunu başardı.

Tuncay Betil! şu an onun her resmi benim nazarımda onun ömrünün özeti gibidir. Biliyor musunuz ? Sevgili Tuncay’ımız gerekli izinleri alarak Ankara Genelevinde bizim olan kadınların resimlerini yapabilmiş bir Türk Kadın Ressamdır. Suat Hanımla kadın üzerine çalışan pek çok çalışma gurubunda bulunmuşluğumuz vardır. O nedenle Suat Hanımın evinde o gün. o resme bakarken” Bir projemiz olmalı Tuncay Betille ilgili “ diyerek hislerimi sevgili Suatla paylaştım.

Çünkü ,Beni anlat ! diyordu Tuncay Betil .

O gün, ilerleyen saatlerde, bir tasarım ofisinde çalışan oğlum Mehmet’e uğradığımda lafı Tuncay Betil’e getirmeye çalıştım. Mehmet Hacettepe Güzel Santlar Grafik Bölümünün başarılı bir öğrencisiydi o yıllarda.  Bu gün gibi hatırlıyorum Ankara gitar günlerine dair bir afiş üstünde çalışıyorlardı ve ünlü bir gitaristimiz oradaydı. Ben oğlumun duyabileceği kadar alçak bir sesle “Mehmetcim okulda hiç Tuncay Betil ismini duydun mu ?” diye sormuştum ki gitarları kucağına alıp, ağlatıp konuşturan  adam bakın bana ne dedi.  AAAA o sümüklü .kadın mı …………? devamını getiremediğim bır yığın söz.. Ve şu an anlatamıyorum duyduğum sözlerin hiç birini.. Adeta kulaklarımı tıkadım ve ona, tek bir sözcükle bile cevap vermedim. Mehmet de tek söz etmedi.Çünkü sözleri bıçak gibi  kalbimize saplanmıştı bir kez. On dakika geçmemişti ki gitarist yeniden konuşmaya başladı. Kendi hayatından öyküler döküldü dilinden . Sessizliğim onu büyülenmiş olmalı ki önemli bir suçunu itiraf etti. Üç gün içinde evlenip beş gün içinde nasıl boşandığını anlattı bir adli öyküsü olarak. Gençler teyit almak için sordu .Abi ödedin mi sonra o parayı?” Ne ödeyeceğim yaahu dedi . Çünkü kadını boşamak için, karşısındaki insana yani karısı olmuş o insana tazminat ödemeyi teklif etmiş duruşmadan önce. Duruşmaya çıkmışlar Yarğıç sormuş kadına : boşanmak istiyor musun ? Evet derdemez de kararı vermiş. Kadın , “tazminat talebim vardı” dese de Yargıç onu dinlememiş ; git dava aç demiş. Bu hikayeyi yine tek satır söylemeden dinledim…Ama o günden sonra o gitaristi eskinden dinlediğim gibi dinleyemediğimi bilmenizi isterim.

Buna karşılık Tuncay Betil’in Sergi haberlerini nerde olsa görüyorum. Daha önemlisi o konuk olduğum evlerde çıkıyor hep karşıma. Dün yine bir Tuncay Betil resminin büyüsünü yaşadım Yücetepe Mahallesinde..Dün akşam , resmi duvarına asan ev sahibi Aytaç hanım kalbimdeki Tuncay Betil öyküsünü zenginleştirdi anlatımlarıyla.

Evet onun istinasız o her resmi benim nazarımda acıyla yoğrulmuş değerli bir ömrünün özeti gibidir. Bu yüzden onun resimleri bir yüksek arzu ifadesidir. Ama nasıl? Betonta biten ot gibi. Tohumu çatlatan su gibi değil:taşı çatlatan tohum gibi. Bir yolunu bulup geçmiş zamanın kubbelerinde açan papatyalar gibi. İki yudumcuk içmiş ,yüz yıllarca resim yapmış adeta. Evet, vermiş olduğu eserlere kıyasla iki yudum gibidir ömrü ve aldığı nefes o kadar az . Ey Kadınlar size sesleniyorum! Bilenlerinizin az olduğunu düşünüyorum.Bir Tuncay Betil’imiz var. Anadolunun , kadına dair en şahsiyetli öykülerinden birinin kahramı o. Tıpkı Frida’nın hayatı gibi onun ömrüde bir filmle onurlandırılmayı öyle hakediyor ki. Sevgili Tuncay Betil’imiz, kuzucuğunu koyup gitmiş. Nerdedir şimdi gecenin kıyısında anneciğinin elini hiç bırakmayan o çocuk?  Bir kadın ve bir çocuk o kadar özel ve o kadar değerli baş kahramanları ki bu ülke resminin.Kadın resimlerini yaptıktan sonra sızıp kalır. Çocuksa nöbetçidir orda iri iri açılmış gözleriyle.Gözleri kayan iri parlak yıldızlar gibidir. Kadın belki de o gözlere bakarak sızıp kaldığı için uyandığında , gecenin tanığı olan çocuğuna sorar :Ne oldu bebeğim çok korkmadın değil mi? Çocuk anlatmaya ; kadın çizmeye devam eder.

Sevgili Tuncay Betil, bir ince şarkı senin için çalıyor. Bu ince şarkının sözleri eşliğinde sana seslenebilmenin ilk adımını atıyorum. Sahip olanlara kıskançlıkla üzerlerine titreyecekleri eserler sundun. Gördüğüm yerde kalbimi titrerek içime işliyor resimlerin. Anadolunun gözyaşı gibisin benim için sen, resimlerinle birlikte.

Tuncay Betilimiz Anadolunun Gözyaşlarıdır artık.

Yoktan varedene saygıyla.

03.10.2007,ankara

*Eleuterio Sanchez

Reklamlar

About Av.Nadire Özkaya

avukat - abogada
Bu yazı Yazı içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s